![]() | ||||||||||
| ||||||||||
Manga geri döndü29 Nisan 2009, 15:48 Beş yıllık aradan sonra Manga yeni albümüyle geri döndü. 2004 yılında çıkardıkları Türkiye'nin ilk nu-metal albümü Manga ile yola koyulan ve yenilir yutulur birkaç şarkıyla da olsa oldukça geniş bir hayran kitlesine kavuşan Ankara çıkışlı grup maNga, Japon animelerinden aldıkları isim ve yarattıkları simgesel tiple, baştan fark yaratmaya hazır bir portre çizmeyi amaçlamıştı. Özellikle 'Bir Kadın Çizeceksin' ve Göksel'in güzellik kattığı 'Dursun Zaman' şarkılarıyla, ilk albüm için iyi işler çıkaran 5 kişilik grup, her elemanına dinlenmek ve demlenmek için birer yıl pay biçmişcesine tam 5 yıl aradan sonra Nisan ayının 15'inde Şehr-i Hüzün'le geldi kuruldu. Kriz mriz dinlemeyen müzik piyasasında, Duman'ından Teoman'ına, Hande Yener'inden Aylin Aslım'ına kadar birçok ismin doluştuğu bir aya cumburlop atladı. 16 şarkıdan oluşan ve isteyene 5 milyon farkla hem CD hem DVD hizmetini bir arada veren grup, aradan geçen zaman içinde dolmuş da dolmuş. Albüm, birincisini cebinden çıkarak kadar başarılı, üstelik neredeyse her şarkı "Bunun ismi neydi ya?" dedirtecek ve cd kapağının arkasını çevirtecek kadar iyi. Cd kapağı demişken, Ferman (Akgül), Yamyam (Yağmur Sarıgül), Cem (Bahtiyar) , Efe (Yılmaz) ve Özgür'ün (Can Öney) kiremit renkteki kapılar önünde ve su yeşili merdivenler üzerinde arz-ı endam ettikleri kapak da on numaradan vuruşunu yapıyor. Giyim tarzlarıyla İrlandalı grupların esmer versiyonları olarak karşımızdalar. Albümün baş tacı ettiği konuklar var. Cartel'in Alper Aga'sı ve piyanist Tuluyhan Uğurlu, tıpkı ilk albümdeki Göksel ayrıcalığını bu albüme yansıtmışlar. İstanbul Kanatlarımın Altında filminin o pek bilindik melodisi bu aralar kulaklarınıza çalınırsa, bunun 'Şehr-i Hüzün' İstanbul'un mırıldanması olduğunu söyleyelim. Albümün ilk parçası 'Gün Doğumu', maNga'nın daha baştan sizi şaşırtacağının titreşimlerini veriyor. Alternatif metal ve hip hop karışımı kimliklerini yine ön plana atan grup, tepkili sözleri ve Uğurlu'nun piyano geçişleriyle şık bir tezatlık yaratıyor. Daha albümün en başında grup elemanlarının nasıl özenli bir işe giriştiğine tanıklık etmek mümkün. "Beni Benimle Bırak", kuşku yok ki albümün en başarılı şarkılarından. Kolayca akla kaydedilebilecek sözleriyle, şarkının eski sevgililerin ruhunu mest etme ihtimali büyük. Küfür etmem ama lugatımda da bunlar var diyen maNga, "Beni benimle bırak, beni benimle bu cehennemde, ruhum senden çok uzak, yabancıyım senin cennetine" ile patlatıyor içindeki volkanı ve bundan yıllar öncesine de 'şarkı ismi' hesabıyla selamını gönderiyor. Fonda bu defa Türk Pop Müziği'nin en unutulmaz klasiklerinden, bir kadın sesi... Nükhet Duru: "Beni benimle bırak giderken, başka bir şey istemem ayrılırken, bana bir tek beni bırak ne olur, gerisi senin olsun..." maNga'dan daha çok içimizi titretiyor. Albümdeki parlayan diğer şarkılar, 'Cevapsız Sorular', Şehr-i Hüzün ve 'Hayat Bu İşte' . Alper Aga'nın 'Evdeki Sesi', beşlinin konserlerinde bol bol yer verdikleri parçalardan. Bu yüzden albümdeki yeri maNga'nın rapçi ruhunu sevenler için önemli. Hüzünler şehrinin buruk havasından uzaklaşmak için ideal. Amerikalı nu metali Anadolu müziğinin melodileriyle harmanlayan ve ortaya karışık müzikler çıkaran maNga'nın gerçek anlamda büyüdüğüne tanıklık etmek için Şehr-i Hüzün, alınası, dinlenilesi bir albüm. Üçüncü albümde çok daha iyi işler çıkaracaklarına da kesin gözüyle bakılabilir. Beş yıllık özlemden sonra tepki dolu seslerini alemlere haykıran grup, 'sessizliklerini sona erdirip' zıplatıyor dinleyicisini, hadi sen de söyle şimdi: "maNga geri geldi..." Hoşgeldi! Gazeteport/Nilüfer TÜRKOĞLU
|
|
|||||||||
|
Kampus Haber © 2005 - 2010 |